EM-DER
| 1936-1945 Yılları arasında süren ikinci Dünya harbinden Almanya yenik çıkmıştı. Toprakları Sovyetler birliği - Amerika -.İngiltere ve Fransa arasında da bölüşüldü Sovyetler birliği kendi işgal bölgesinde DOĞU ALMANYA (DDR)i diğer üç işgal kuvvetleride BATI ALMANYA (BRD) devletlerini kurdular. Bir yandan 1961 de Doğu Alman hükümeti aldığı bir kararla Sovyet bölgesinde ikamet eden Almanların batıya geçerek çalışmalarını yasaklaması Diğer yandan Almanya da çalışan italyan isçilerinin yoğun bir şekilde kendi ülkelerine geri dönmeleri,hızla kalkınan Batı- Almanya sanayisinde bir iş gücü ihtiyacını ortaya çıkardı. Batı Almanya Hükümeti işci ihtiyacını Yugoslavya dan Yunanistan dan ve Türkiye den getirilecek işçilerle kapatmayı planladı. 1960 yılının bir yaz sabahında tüm Türkiye, tüylerimizi ürperten bir sesle uyandı .Türkiye Radyoları devamlı olarak „NATO YA-CENTOYA BAĞLIYIZ,TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ÜLKENİN YÖNETİMİNE EL KOYMUŞTUR“diye anons yapıyordu.Var olan işsizlik daha da çoğalmıştı. Çalışanlarda fakirleşmişler evlerini geçindiremez olmuşlardı. Alman Hükümeti tarafından yapılan İşgücü talebi, Türkiye açısından , çok iyi bir fırsattı. Bu talep, ihtilal nedeniyle dahada büyüyen işsizler ordusunun sayısının azalmasına yarayacak ve Yurt- dışında çalışanların birikimlerini Türkiye ye aktarmalarıylada Türk ekonomisinin de kurtuluşu demek olacaktı. 1961 yılından itibarenTürk işçileri akın akın başta Batı Almanya olmak üzere Hollanda ve Belçika ya çalışmak için geliyorlardı. Gelenlerin kafasında yurt dışında kısa bir süre kalmak kısa bir zaman içinde yemeyip içmeyip para biriktirmek ,Türkiyede başlarını sokacak bir ev edinmek,Türkiye de ekmeklerini kazanacakları bir işin sahibi olmak ve bir an evvel sıla da bıraktıkları eşlerine, çocuklarına, ana ve babalarına kavuşmaktı. 60 lı yıllar 70 li yılları, 80 li yıllar 90 lıyı, 90 lı yıllar 2000 li yılları kovaladı. Kafamızdaki planlar tozlanmıştı, kimse geriye dönme planından bahs etmiyordu. Kafalarımızda bir kararsızlık, daha doğrusu“ bekleyelim bakalım şimdilik calışıyoruz ilerde Allah ne gösterecek “ düşüncesi hakim oldu. Bu bir kararsızlık değildi. İstemiyerek kendi irademiz dışında zorunlu bir teslimiyetti Sık sık yapılan askeri darbeler sonrasında gelen Hükümetlerin kötü yönetimleri ,Siyasi ve Ekonomik Kırizler, Sağlık problemlerin çözülmemesi „BİRAZ DAHA KALALIM“ düşüncelerimizin nedenleriydi. Gurbet de çalışmak, gurbetçi olmak çok zordu. Gurbette çoçuklarımız doğmuş büyümüşlerdi Torunlarımız olmuştu. Ne onlarla nede onlarsız geriye dönüş olmayacaktı. Bu yaşlarda temelli Türkiye ye dönmek ve onlarsız ikinci bir gurbet yaşamak için kuvvetimiz kalmamıştı. 40 yıl evvel 40 yıl sonra iki nokta arasında bir yaşam sürecini yaşlandıkça daha iyi sorguluyorduk. İyimi yapmıştık buralara gelmekle, buralarda kalmakla? Her düşündüğümüzde terazinin Almanya kefesinin ağır basması ,bize hüzün veriyor gözlerimizi yaşartıyordu. 40 yıl önce olduğu gibi 40 yıl sonrada içimizde bir burukluk var. Almanların gözünde 40 yıl sonrada yabancı görülmek,seçim hakkı verilmemesi,eğitimde ve iş bulmada halen yabancı işçi olarak işlem görmemiz, giderek biz Türkleri politik malzeme yapmalarını kabul edemiyoruz. Türkiye ye dönük içimizdeki burukluk ise 40 yılı gelmiş geçmiş hükümetler bizleri altın yumurtluyan tavuklar olarak görmeleri, maddi yatırımlarımızı,Döviz transferlerimizi kötüye kullanmaları, sağlık hizmetlerini halen Avrupa seviyesine getirememeleri, bizlere vatanımızda insanca yaşayacak bir iş bir aş , çocuklarımıza eğitim olanaği verememeleri burukluluğumuza sebep olan nedenlerin başlıcalarıdır. Yıllar süratle geçmişti.. Çocuklarımız, torunlarımız olmuştu. Çocuklarımızın evlilikleriyle yeni yuvalar kurulmuştu.Buna karşın 60 lı yıllarda sılada bıraktığımız büyüklerimiz ölmüş akrabalarımız bize yabancılaşmıs, içimizde yıllardan beri vatan hasretiyle yanıp tutuşan, bizim generasyon Almancı olarak dışlanmıştı. Kırk yıl önce bizi altın yumurtluyan tavuklar gibi gören zihniyet kırk yıl sonra değişmemişti. İki ateş arasında kalan birinci generasyon kırk yıl önce kendilerine gurbet olan bu ülkeyi zorunlu vatan olarak kabullenmişti. Burada kalınacak çoluk çocuğu ile torunlarıyla Alman gelinleri ve Alman damatlarıyla birlikte burada yaşayacaklardı. „Beni ölünce vatanıma gömün vasiyetleri sonraları nerede ölürsem orada gömün vasiyetlerine, son zamanlarda da beni burada gömün vatanımda kimsem yok, çocuklarım torunlarım burada vasiyetlerine dönüştü. Birinci Generasyon kalıcıydı, kararlıydı . Yaşıtlarıyla birlikte bir arada yaşamak, her türlü yasal haklarını öğrenmek, yaşlılıkları nedeniyle çıkacak her türlü problemelerini karşılıklı dayanışmayla çözmek ,boş zamanlarını değerlendirmek için örgütlenmenin geregini duydu ve 15 ŞUBAT 1992 de 60 yaşlı malül ve emekli arkadaşımız ‘‘Em-Der’’i kurdular. Kuruluşumuzda bize yardımcı olan BERLİN SAĞLIK ELEMANLARI DERNEĞİNE, BERLİN TÜRK TOPLULUĞU NA (TBB) ve bugün halen ayaklarımız üzerinde durmamızı sağlayan Berlin yabancılar temsilcisi BARBARA JOHN un maddi ve manevi desteklerine TEŞEKKÜR ederiz. EM-DER Federel Almanya da Yabancı işçilerin kurduğu ilk ve yasal bir emekliler derneğidir. Kuruluşumuz başta tüm F.Almanya da ve yabancı işçi calıştıran diğer Avrupa ülkelerinde çok büyük bir ilgi çekti.Türkiye ve F.Almanya nın çeşitli televizyon kuruluşları derneğimize gelerek,F.Almanya da uzun yıllar çalıştıktan sonra burada kalmaya karar vermiş yabancı işcilerin yaşlılıklarını nasıl yaşadıklarını görüntülediler, bilgilendiler. Derneğimiz EM-DER, yaşlılarımızın , park koltuklarında toplanmalarına, kahve köşelerinde sigara dumanları içinde günlerini geçirmelerine, yaşlanma korkusuyla evleriyle cami arasında günlerini geçirip, kendilerini ölüme hazırlamaları yerine, ikinci baharlarını yaşama olanağı verip bunun için sayısız geziler, tiyatro, sinema, müze gezileri, sağlık konularında ve yasal hakları konularında bilgilenmdirme toplantıları sunarak ayrıca boş zamanları için Dernek lokalinde el işleri doğum günü kutlamaları gibi olanaklarıda sağlamaktadır. EM-DER BU GÜN 10. YILINI KUTLUYOR EM-DER DAHA BİR ÇOK 10 YILLAR YAŞAYACAKTIR, YAŞLILARIMIZIN HER TÜRLÜ PROBLEMLERİNİN ÇÖZÜMÜNDE YARDIMCI OLMAK, ONLARIN NEŞE VE SIHHAT DOLU BİR HAYAT SÜRMELERİNİ SAĞLAMAK BAŞLICA AMACIMIZDIR. Emekli -Malül ve Yaşlılar derneği EM-DER Yönetim Kurulu Adına Başkan Erdoğan Özdinçer |
|